Yazar: Hande Peker

NAOMI KAWASE HAFTASI (23-29 MART)

Bu hafta çağdaş Japon sinemasının önemli yönetmeni Naomi Kawase ile tanışacağız. Kawase, sinemaya kısa belgeseller ile başlamıştır ve ardından uzun metraj filme giden yolculuğu sırasında da zaman zaman belgesele dönmüştür. Filmlerinin ölçülü ama yoğun duygusallığı, duyguları anlama ve anlatma, sevgiyi, şefkati, üzüntüyü, özlemi, matemi gözle görülür hale getirebilme yeteneğiyle başarıya ulaşmıştır. Filmlerinin teması genel olarak ölüm ve matem üzerine kurulu. Fakat yönetmen bu temayı trajik bir şekilde değil sakin bir hava katarak işliyor. Farklılığını da burada yaratıyor. Gündelik hayatın içinden gelen senaryosunu sesler ve imgelerle etkileyici bir hale getirmesiyle akıllarda yer ediniyor Kawase. Bu hafta içerisinde altı filmini izleyeceğiz....

Devamı

KATİL KİM FİLMLERİ HAFTASI (16-22 MART)

Whodunit veya türkçe karışlığıyla “kim yaptı?” filmleri, dünya savaşları arası suç ve polisiye edebiyatında çok kullanılan, odağında gerçek suçluyu bulmanın olduğu dedektif hikayeleridir. Kurgunun en sonuna kadar dallanması ve verilen ipuçlarıyla seyirciyi de maceradaki bir karakter haline getiren bu akım özellikle Amerikan sinemasında her dönem kendine yer bulabilmiştir. Bu hafta özelinde bu türün önemli 5 filmini izleyeceğiz. Murder on the Orient Express(1972): Aynı isimli Agatha Christie romanından uyarlanmış, Christie’nin ünlü dedektifi Hercule Poriot’un Ortadoğu’dan Avrupaya giden tren yolculuğu sırasında işlenen cinayeti konu almıştır. Memories of Murder(2003): 2019 yılının ödülü yönetmeni Bong Joo-ho’nun ikinci uzun metrajlı filmidir.Film 1986 ve 1991 yılları arasında...

Devamı

JAPON KORKU KLASİKLERİ HAFTASI (2-5 MART)

Korku, canlı varlıkların (görünen veya görünmeyen) algıladığı, tasarladığı, imgelediği; tehlikeli, tehdit dolu; kişi, nesne, olay karşısında gösterdiği doğal, evrensel, duygulanım durumu, ruhsal bir tepkidir. Doğuşu sinemanın doğuşuyla eş zamanlı sayılabilecek korku janrı, korkunun temel unsuru olan “tehlikeli bir uyaran”ı filmlere nasıl yerleştireceğinin yollarını aramış ve “korkutma teknikleri” geliştirmiştir. Bu teknikler, insanın en ilkel duyularına seslenen jump scare, deforme beden kullanımı gibi teknikler olabileceği gibi; psikoloji biliminden daha incelikli yararlanılmış teknikler de olabiliyor. 60’larda en güçlü örneklerini veren Japon korku sineması, korku janrında yaygın kullanılan birinci tip teknikler yerine ikinci tipi seçmiş ve korku sinemasında kendine değerli bir yer edinebilmiştir....

Devamı

İTALYAN YENİ GERÇEKÇİLİĞİ HAFTASI (17-20 ŞUBAT)

II. Dünya Savaşı sonrası İtalya’da Hollywood’a ve İtalya’daki ‘beyaz telefon’ filmlerine tepki olarak ortaya çıkan “İtalyan Yeni Gerçekçiliği”, seyircide bir gerçeklik hissi oluşturmaya ve nesnel bakış açısı yaratmaya çalışır. Akım, star sistemini reddetmiş amatör oyuncularla çalışıp, gerçekçiliği daha iyi yansıtmak için, sinemayı stüdyodan çıkarıp sokağa indirmiştir. Büyük prodüksiyonlardan uzaklaşıp el kamerasıyla gerçek mekanlarda çekimler yapılmaya başlanmıştır. Sokağa inen ve gerçek insanlarla çalışılmaya başlanmasıyla sinema bireyci olmaktan çıkmış ve yoksulluk, savaş, siyasi düzen, ekonomik eşitsizlik gibi toplumsal sorunlara yönelmiştir. Hafta içerisinde; Visconti’nin belgesel diye başlayıp kurmacaya çevirdiği, toptancılar tarafından içinde yaşamak zorunda bırakıldığı ağır koşullardan bireysel çabalarıyla kurtulmaya çalışan bir...

Devamı

KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI HAFTASI (16-19 ARALIK)

 Kötülük sorunu; kapsamı insanla sınırlı kalmayan tanrısal bir inayetin dünyevi kötülükle olan uyumsuzluğunu da içermesiyle tarihsel olarak daima sorun olarak ele alınmış, Antik Çağda Milet Okulu’nda başlayan bilimsel düşüncede ana problemlerden olmuş, Ortaçağ’da Hristiyanlık pratiğinin en önemli savunu alanını oluşturmuş ve özgür irade, kader kavramlarını şekillendirmiştir.    9.yy’la İslam’da ana ayrışmalarda doğayı nedensellik ve salt tanrısal irade ayrımıyla şekillendirirken hat kazanan Cebriyye ve Kaderiye ayrışmasında gündeme gelmiş ve uygarlığın ortak hafızasında belirleyici olmuştur.     Tanrısal bağlamından uzakta ise dünya savaşları özelinde 2.Dünya Savaşı’nda Holocoust’la gündeme gelmiş ve Hannah Arendt’in Kötülüğün Sıradanlığı eseriyle otorite ve iktidar temsilcilerinden  ziyade toplumda...

Devamı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Etkinlik Bulunamadı

Twitter

X