Temsiller ve metaforlar sinemasının usta yönetmeni David Lynch aynı zamanda çatlak, ressam ve müzisyen olarak temel sanat dallarının en önemlilerini kendine has sürreal tarzıyla kompoze ettiği filmografisi; 11 uzun metraj, bir çok kısa film ve ortak projenin yanı sıra TV dünyasına geçmiş eşine zor rastlanır kurgulardan oluşmaktadır.

Belki de sinema tarihinin üzerine en çok konuşulan ve yazılıp çizilen yönetmenlerinden biri olan Lynch, gerçek dünya ile fantezi arasında gidip gelen hikayelerini, karanlık ve karmaşık bir tarzda ve anlaşılmamayı umarak ele almış ve perdeye aktarmıştır. Muhtemelen kendi kabuslarından esinlendiği ve bilinçaltının sakınılmış içgüdüleriyle derlediği insan ilişkileri ve davranışları filmlerindeki karakterlerin ana hatlarını oluşturur. Groteskleştirilmiş karakterlerini, köhnemiş bir atmosferde, belirsiz edimlerin içinde savrulurken izleriz. Çıkmazların başka çıkmazlar doğurduğu paradokslar yönetmenin inşa ettiği kurguların en sık rastlanan yapılarından biridir.

“Bir film açıklanmaktan ziyade seyredilerek deneyimlenmesi için çekilir”
Lynch’ın sinemanın genel karakteri üzerine yaptığı bir çok röportajda görülebildiği gibi bu alıntı da yönetmenin sinemasına yönelik türetilebilecek eleştirilere karşı hem bir önlem hem de izleyeceğimiz filmlerine karşı bir ön bilgilendirme görevinde. Sinemanın genel anlamı, kelimelerin ve senaryonun kısıtlayıcı sınırları hakkında geliştirdiği öznel fikirler, onun filmlerinin görsel deneyselciliğinin ve sıra dışılığının, belirgin ve kendinden emin sebeplerini ortaya koyuyor.

Bu hafta kapsamında yönetmenin alışılageldik hikaye anlatıcılığını ve kabul görmüş klasik estetik anlayışı bütünüyle ters yüz ettiği filmlerinden Eraserhead(1977), The Elephant Man(1980) ve Lost Highway’ı(1997) izleyeceğiz.

 

Alperen Özdemir