Bu hafta çağdaş Japon sinemasının önemli yönetmeni Naomi Kawase ile tanışacağız.
Kawase, sinemaya kısa belgeseller ile başlamıştır ve ardından uzun metraj filme giden yolculuğu sırasında da zaman zaman belgesele dönmüştür. Filmlerinin ölçülü ama yoğun duygusallığı, duyguları anlama ve anlatma, sevgiyi, şefkati, üzüntüyü, özlemi, matemi gözle görülür hale getirebilme yeteneğiyle başarıya ulaşmıştır. Filmlerinin teması genel olarak ölüm ve matem üzerine kurulu. Fakat yönetmen bu temayı trajik bir şekilde değil sakin bir hava katarak işliyor. Farklılığını da burada yaratıyor. Gündelik hayatın içinden gelen senaryosunu sesler ve imgelerle etkileyici bir hale getirmesiyle akıllarda yer ediniyor Kawase.
Bu hafta içerisinde altı filmini izleyeceğiz. Bunlar;
Kawase’ye Altın Kamera Ödülü kazandıran, senaryosunu da kendisinin yazdığı, kırsalda geçen küçük bir Japon ailesinin dağılmasını anlatan, ‘Suzaku(1997)’,
Cannes’da yarışmaya giren, iz bırakmadan ortadan kaybolan bir çocuğun ailesini anlattığı, ‘Shara(2003)’ ,
Ölen çocuğu için yas tutan bir hemşirenin hikayesini anlattığı, kendisine ‘Büyük Ödül’ü getiren ‘The Mourning Forest(2007)’,
Tayland’da yeni bir hayata başlamak için işini ve sevgilisini Japonya’da bırakan genç bir Japon kadını konu edinen, Nanayomachi diye de bilenen ‘Nanayo(2008)’,
Giderek yaklaşan ve kaçınılmaz olan ölümü anlattığı bir adada geçen ve yönetmenin başyapıtı ilan ettiği filmi ‘Still the Water(2014)’,
Yalnız bir Japon fırıncının, 76 yaşındaki bir kadını işe almasını ve ardından gelişen olayları anlatan ‘Sweet Bean(2015)’ filmleridir.