Yapım: 2011 – ABD – FRANSA

Tür: Bilim Kurgu , Aksiyon , Gerilim , Dram , Gizem , Macera

Yönetmen: Duncan Jonas

Senaryo: Ben Ripley

Görüntü Yönetmeni : Don Burgress

Müzik : Clint Mansell , Chris Bacon

Oyuncular : Jake Gyllenhaal , Michelle Monaghan , Vera Farmiga , Jeffrey Wright , Cas Anvar , Scoot Bakula , Joe Devito , Brienna Voice , Erica Johnson , Craig Thomas…………….

 

Filmin başrol oyuncusu Jake Gyllenhaal diğer dikkat çeken oyuncular arasında Michelle Monaghan ve Vera Farmiga yer alıyor. Filmin yönetmeni Duncan Jonas’a bakacak olursak bu yönettiği üçüncü film ve sinema sektörü için çok genç olsada umut vaadeden bir yönetmen.

 

Filmin konusundan biraz bahsedecek olursak eski pilot olan Colter Stevans(Jake Gyllenhaal) birden  banliyo treninde uyanır tek bildiği trende olduğudur oraya nasıl geldiği ve hangi zamanda olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Birden lavaboya gider ve aynada kendi suretini değil başka birisinin suretini görür kendisine ait tek şey zihinidir. Bedenine büründüğü kişi bir sınıf öğretmen olan Sean Fentress’tir. Trende patlama olur ve Colter bir anda bir kapsülün içinde denek olarak uyanır ve ordaki görevlilerin herşeyden haberi vardır.Colter gizli olan yaşam şifresi programında paralel gerçekliğe giderek Sean Fentress in kimliğine bürünüp bombacıyı saatler öncesinden bulup patlamayı önlemektir. İlginç olan şey ise cihaz Colter’ı paralel evrende sekiz dakika tutabilmektedir. Her sekiz dakikada bir olaylar resetleniyor ve Colter bombacıyı bulmaya daha fazla yaklaşıyor…

 

 İlk başta oyunculuklardan bahsetmek istiyorum. Başrol oyuncusu olan Jake Gyllenhaal belkide hayatının en iyi rolünü oynadı filmde en beğendiğim oyuncu oydu film genellikle kendini durmadan başa sardığı için film Jake Gyllenhaal ile Michelle Monaghan arasında geçti. Genel oyunculuğu biraz sönük buldum ama oynaması gereken yerde oyuncuların hakkını yemek yanlış olur o kadarda kötü değildiler.

 

Film kısaca böyle zaten özetinden bir bilim kurgu filmi olduğu net olarakta anlaşılmıştır herhalde. Filmde hayran kaldığım noktalardan birisi senaryoydu fazla yaratıcıydı ve farklıydı.Burada Ben Ripley’i tebrik etmek gerekir çok kaliteli bir bilimkurgu eser olmuş ki yaratıcılığın öldüğü ve her filmin konusunun klişe olduğu dönemde yaratıcı eser izlemek zor. Kötü yanlarına gelecek olursak her sekiz dakikada bir film ilk sahneye resetlendiği için aynı konuşmaları tekrar tekrar sarıp durmuş aynı diyaloglar hiç bitmeyecek derken bir süre sonra ilk sekansları atlamaya başlıyor sabırsız biri olsaydım filmi orda kapatabilirdim ama iyi ki kapatmamışım. Mekanlar genellikle senaryoda İç – Gündüz olarak yazılmış dışarı çekim çok azdı.

 

İzlenebilirlik faktörüne gelirsek kesinlikle pasif olarak izleyemezsiniz. Çünkü film sürekli kafanızda soru işaretleri oluşturuyor ve ister istemez pasif izleyici konumundan çıkıp filmi anlamaya çalışıyorsunuz.

 

Çekimlere baktığımızda sekans geçişleri fazlasıyla hızlı ki bu film için olması gereken buydu zaten.Dekorları düşük bütçeli bir filme göre fazlasıyla başarılı buldum göze kötü gelen yada kurgu ile uyumsuz olan bir dekor yoktu.Ses efektleri o kadar da harikulade değildi normal bir ses efekti vardı.

 

Genelleme yaparsak bir başyapıt değil ama dediğim gibi bu dönemde yaratıcılık azalmışken böyle bir film keyifle izlenebilir. İzlerken merak edeceğiniz kafa yoracağınız sürekli olayları çözmek için diyalektik yapacağınız bir film.